Kadim tarihi bir kent olan Silvan, tarihi olduğu kadar bir kültür kenti de olmuştur. Binlerce yıllık geçmişinde, onlarca medeniyete, devlete, imparatorluklara ev sahipliğinin yanında başkentlikte eden Silvan; kültürlerin mozaik haline geldiği bir şehir olmuştur. Yukarı Mezopotamya’nın en önemli şehirleri arasında olan Silvan, Arapların taktığı isimle Farqin; yani farklı şehir olagelmiştir. Her daim, her alanda farklılığını ortaya kalmakla kalmamış aynı zamanda da birçok konuda gerek bölgeye gerekse Ortadoğu’ya öncülük etmiştir. Milattan önce de dâhil olmak üzere başkentlik ettiği dönemler, Silvan’ın her konuda altın çağının yaşadığı dönemler olmuştur. Büyük Tiran’ın kurduğu (M.Ö 70’li yıllar) Tigranokerta iken, nüfusu üç yüz binle bölgenin en büyük şehri konumundadır. Yine Mervaniler zamanında 1071’deki Malazgirt savaşından önce Türk Komutan Alpaslan’ın Silvan Mir’ine gelip yirmi bine yakın askerin alması da Silvan’ın tarihteki büyüklüklerine iki güzel örnektir. Ama Diyarbakır’ın 1600’lı yıllardan sonra önem kazanmasıyla gerilemeye geçen Silvan, Diyarbakır’ın 1870’lı yılların ortalarında vilayet yapılmasıyla, siyasi ve askeri olarak konumunun azalmasına neden olmuştur. 1900’lı yılların başında otuz altı bin nüfuslu bir kent olan Silvan’da yaklaşık on üç (13) bin Ermeni yaşamaktadır. Hayatın birçok alanında, özellikle; marangozluk (xerat) demircilik (hedad) kalaycılık (sıfar) genelde Ermeni vatandaşlarımızın uğraşı idi. Birçok Ermeni sanatkâr Silvan’a bu alanlarda emek ve usta kazandırmışlardı. Farqin; surların içinde kalan şehir. Sliva ise bölgenin ismi idi. Silvan’ın özellikle halk dayanışması, yeni savaştan çıkan bir ülke’de görülebilecek ender dayanışma örneklerden biridir. Halkın “xelaya mezin” büyük kıtlık dediği dönemde Silvan, büyük bir dayanışma örneğini göstererek çıkmıştır. 1920’li yıllara kadar viran, yıkık bir halde olan Camii’ya Ecem yani ulu cami bu yıllarda onarılıp şimdiki halini almaktadır. 1940’lı yıllar Silvan’ın birçok alanda sıçrama yaptığı yıllardır. Bu yıllarda da “xelay” kıtlık ve büyük imkânsızlıklar olmasına rağmen halk dayanışması ile dönemi atlatabilinmiştir. Bu dönem –ki ikinci dünya savaşı dönemi- çok zor olduğundan özellikle sahurlarda halk kafileler halinde (60–70) köylerle odun, erzak gibi malzemeler almaya giderlerdi. Xalê Nureddin Tanış’ın söylediklerine göre o dönem kıtlık dönemi olduğundan halk, üzüm zamanında üzümün çekirdeğini kurutup, bunu un haline getirip ekmek yaparlarmış. İşte böylesi bir dönemde Silvan’ın büyük insanlarından Doktor Beg, Yusıf Ağa yani Yusuf Azizoğlu’nun belediye başkanı seçildiği dönemdir. Bu dönemde daha çevre illerde elektrik yokken Silvan’da elektrik santralını kuran Doktor Beg, Silvan’ın gelişmesi için çok büyük hizmetler vermeye başlamıştır. “Bîra Elektrik’ê” denilen kuyudan elektrik üreten Silvan, bununla da kalmayıp Hazro’ya da elektrik vermeye başlar. Bu dönemleri büyük halk dayanışması ile atlatan Silvan, bununla birlikte sosyal hayatında canlanmasına önem vermeye başlarlar. 1960’lı yıllara gelindiğinde, sosyal yaşamda, kültür ve sanatın en hareketli olduğu bölgelerin başında yer almaktadır. Özellikle tiyatro ve sinemanın tanıtılması ve gösterimlerin olduğu aranılan bir kent konumundadır. Silvan, altı tane yazlık-kışlık sinema salonunun olduğu Silvan; İstanbul’dan sonra ilk sahnelenen tiyatro oyunlarının olduğu bir merkez konumuna gelmiştir. 1960’lı yıllar Yaşar Kemal’in ünlü romanından uyarlanan “teneke” adlı oyun Tuncel Kurtiz gibi oyuncularla Silvan’da sahnelenerek, yine bu dönemlerde birçok ünlü ses sanatçısı, Silvan’da halk konserleri verilmiştir. Sosyal yaşamda da oldukça eğlenceli ve hareketli geçtiği yıllardır bu dönem. Ehlikeyif insanların gittiği ailece eğlenebilecekleri nezih mekânların açıldığı ve çalışanlarının yani garsonlarının bayan olduğu bir dönemdedir Silvan. 1960 yıllardan sonra eski sosyal-kültürel ve siyasal alanındaki geçmişini canlandırmaya başlıyor. Silvan, özellikle bu dönemde halkın nabzının, kamuoyunun, gündeminin belirlediği sanatkârların dükkânlarının birer okul haline geldiği yıllardır. Özellikle terzi, berber, manifaturacıların bulunduğu aşağı çarşı (çarşîya jêrîn) çok yoğun ve kalabalık olduğu dönemdir. Burada; Terzilerden Sadık (Ölçer) Usta, Niyazi Usta, Teyfik Usta, Mehdi Zana, Salih Alsat gibi entelektüel insanların yanında Seydayê Mehmet Uyanık (Müfti Beg) Hecî Cemilê Dılo (Ölçer) Heci Mehmet Eli, Cemilê Cındo, Hacı Abdullah Soylu, gibi manifaturacılar, Mühyettin Gönel, Ahmet Karaer, Rıza Coşkun, Xemdoyê Berber gibi berberler ile Hacı Davut (Yıldırım) gibi esnaf ve İsa Şans gibi gazetecilerin bulunduğu bir Silvan olmuştur. 1970’lı yıllara gelindiğinde özellikle sosyal alanda; düğünler büyük bir coşku ile kutlanır Silvan’da. Bu dönemde önce Erbane-Bilur, sonra Davul ile Zurna en nihayetinde de gelişen teknoloji ile saz ekipleri düğünlerde boy göstermeye başlarlar. 1990 yıllına kadar birçok saz ekibi Silvan’da düğünlerde sanatlarını icra etmişlerdir.
|