Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimin Başkanı Mesut Barzani’nin PKK'yi kast ederek, “Kürtlerin düşünce yapılarını değiştirmeleri gerektiğini ve şiddet kullanma döneminin geride kaldığı” yolundaki söylemi önemlidir. Barzani bu açıklaması ile Türkiye’ye sıcak mesajlar verirken, taraflara da çatışmaların kalıcı bir şekilde sona ermesinin koşullarının yaratılması gerektiğini hatırlattı. Yıllardır devam eden çatışmaların demokratik yollarla çözülmesi sürecinde, aynı zamanda iç demokratikleşme önlemlerine, politik katılma ve çoğulcu yaklaşıma ihtiyaç duyulduğu bir ortamda Barzani’nin bu açıklaması göz ardı edilmemelidir. Yaşanan sorun, hükümetin sorunu değil, Türkiye'nin sorunudur. Dolayısıyla Türkiye'yi sahiplenen ve sahip çıkan herkesin sorunu çözmek için katkıda bulunması gerekir. Bu nedenle, Barzani’nin uyarısı önemsenmeli ve sözlerinin satır aralarını anlamak lazım. * * * Kuzey Irak'tan yayın yapan ‘Zagros TV’nin duyurduğu habere göre, Mesut Barzani Şırnak Barosu'na kayıtlı bir grup Avukatla Irak’ın Selahattin kentindeki karargahında yaptığı görüşmede; “Günümüzde şiddet kullanma dönemi geride kaldı. Kürtlerin de bu değişime uyarak artık düşünce yapısını değiştirmeleri, barış ve modern olan yolu denemesi gerekir” dedi. Irak’ın Kuzeyinde altmış yılı aşkındır Irak’lı Kürtlerin özgürlük mücadelesini veren IKDP’nin lideri Mesut Barzani’nin bu sözlerinden; günümüz dünyasında artık “Çatışmaların, savaşların toplumlara mutluluk ve demokrasi getirmediği” anlaşılıyor. Barzani’nin bir başka önemli uyarısı ise, tarihte kurulan ilk Kürt devleti Mahabat Cumhuriyeti'nin 3 ay ayakta kalabildiğini hatırlatmasıdır. * * *
Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin sözlerinin analizi durumunda karşımıza çıkacak gerçek şudur: Bir kere adına ne dersek diyelim, "Kürt Sorunu, Güneydoğu Sorunu, Terör Sorunu", önümüzde ciddi bir problem var. Bu problemin adına takılmadan sorunu aklıselimle, sükûnetle ve ortak akılla çözmek gerekiyor. Sorun, herkesin gördüğü gibi ciddi bir problemdir. Sorun, hükümetin sorunu değildir. Sorun, Türkiye'nin sorunudur. Dolayısı ile Türkiye'yi sahiplenen ve sahip çıkan herkesin sorunu çözmek için katkıda bulunması gerekir. Bu konuda en çok dikkatli olması gereken taraf da sorunun barışçıl ve adil bir şekilde çözülmesini isteyen kişilerdir. Meselenin istismar haline dönüştürülmemesine özen gösterilmelidir. Çatışmaların kalıcı bir şekilde sona ermesinin koşullarının yaratılmasına dair ipuçları bulmak için uluslar arası örneklere bakmak zorundayız. Bunu siyasi bir istismar aracı olarak kullanmamak gerekir. Konu yeterince hassas ve sıcakken ayrıca bir politik malzeme haline getirmek tehlikelidir. * * *
Türkiye’de Kürt sorununa ilişkin düzenlenen çok sayıda konferanslarda, çeşitli kuruluşlarca hazırlanan raporlarda ve yapılan tartışmalarda sık sık ülkelerin deneyimlerine atıflar yapılmıştır. Özellikle İrlanda ve İspanya örneklenerek bu bağlamda gündeme getirilmiştir. Dünyanın her yerinden etnik sorunların çözüm süreçleri, bu süreçlerde karşılaşılan sorunlar, bunları aşmak için kullanılan yöntemler gibi konuların yoğun olduğu bir şekilde tartışılmasında büyük yarar vardır. Bu bakımdan, her bir sorun öncelikle kendi şartları içinde ele alınmalı ve bu sorundan kaynaklanan çatışmaları çözme sürecinde, mevcut durumun ciddi bir analizi yapılmalıdır. Çatışma nedenleri, iç ve dış aktörlerin durumları, konuya dahil organizasyonların yapıları, bu organizasyonların çatışma çözümlemedeki rolleri ve atılması gereken adımlar açık bir şekilde tartışılmalıdır.
* * *
Bu sorunların çözümü için daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük gerekiyor. Bunları elde etmemiz için önümüzde çok da fazla engel yok aslında. Barış için, özgürlük için, demokratikleşme için cesaret gerekir. Bence ihtiyacımız olan şey budur. Cesurca adımlar atmak gerekiyor. Korkulardan sıyrılmak gerekiyor. İşte o zaman ihtiyacımız olan gerçek barış ve huzura kavuşabiliriz. Düşünce karanlığına ışık olanlara ne mutlu.
|